Neden Güre ?

Profesyonel ve güler yüzlü personelimizle konuklarımızın büyük bir aile oluşturduğu Otelimizde konfor ve huzurun
ağırlıkta olduğu havuz ve bahçe manzaralı odalarımız ile hizmetinizdeyiz...

Kazdağları’nın güney eteğinde bulunan Güre; temiz havası, şifalı suları, mimari dokusu ile şirin bir sahil beldesi. Milli Park statüsündeki Kazdağları’nın koruma altındaki zeytin ağaçları arasında sağlık, dağ ve deniz turizminin birlikte yaşandığı bir yer. Zengin ve bonkör doğası, yılın her mevsimi şifalı kaplıca sularıyla alternatif turizme imkan sağlıyor.

Mimari dokusu bozulmamış köyleri, çevredeki antik kentleri görmek, Kaz Dağları’nda şifalı ot toplayıp yürüyüş yapmak, av, oto, foto safarilere çıkmak, kanyon ve şelaleleri keşfedip keyifli pikniklere katılmak, çevrede yapılabileceklerden bazıları.

Güre, kaplıcalarıyla ünlü. Bir zamanlar aşk tanrıçası Afrodit’in de bu sularda yıkandığına inanılıyor. Kaplıcalardan banyo ve çamur kürleri şeklinde yararlanabiliyorsunuz. Radyoaktif özelliği bulunan suyun sıcaklığı 64 derece. Belçikalı ve Türk uzmanlarca hazırlanan analiz raporlarına göre potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve alüminyum barındırıyor. 10 günlük küre devam etmek koşuluyla; bazı kadın hastalıklarına, müzmin romatizmalara, cilt hastalıklarına, guatra, kireçlenmeye, sedef hastalığına, böbrek taşı ve kumuna, karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor. 

Kaplıcanın orijinal bölümleri ilkçağ Roma hamamı özellikleri taşıyor. Mimari süslemeleri, sütunları ile ilgi çekici bir yapı. Günümüze dek gelen mermer kabartmalardan, antik çağdan beri kullanıldığı anlaşılıyor. Yöredeki antik Astyra kentinin halkı tarafından sıcak su kaynağı olarak kullanıldığı biliniyor. 

Güre’ye gitmek için tek neden kaplıcaları değil. Çevresinde birçok doğa ve tarih güzelliği bulunuyor. Pınarbaşı piknik alanı bunlardan biri. Geniş vadiler arasında çam, söğüt, anıt çınar, ıhlamur ağaçlarının yoğun bulunduğu bir bölge. Güre’ye gelmeden Taş Köprü Mevkii’nden kıvrılarak ulaşılan mesire yerinde, kar sularında yetiştirilen alabalıklarla yılın her mevsiminde piknik yapılabiliyor

NASIL GİDİLİR ?

Güre, Balıkesir’e 109, İzmir’e 218, İstanbul’a 485, Ankara’ya 515 kilometre mesafede bulunuyor. İstanbul’dan özel araçla hareket edenler Bursa, Balıkesir, Havran veya Tekirdağ, Çanakkale, Altınoluk yolunu kullanabilir. Otobüsle gidenler, kaplıca tesislerinin önünde inebilir. Güre merkezi sahilden 2.5 kilometre içerde yer alıyor. Sahil ve merkez arasında çalışan belediye otobüsleri var. Havayoluyla ulaşmak için Edremit Havaalanı’nı kullanabilirsiniz. Güre’den antik kentlere gitmek isteyenler Assos için 43, Truva için 95, Ayvalık için 63, Bergama için 118 kilometre yol katediyor.

NE YENİR ?

Havası kadar zeytin ve sızma yağları ile de ünlü Kazdağı eteklerinde, kavanoz veya tenekede satılan yöreye has yağlardan bolca bulabilirsiniz. Edremit Körfezi’nde sardalya, sarpa, kupa, barbunya, istavrit ve uskumru çıkıyor. Açık havada piknik yapmak isteyenler için Pınarbaşı mesire yerinde üretim yapan alabalık çiftliği var. Güre içinde Paradiso Restoran, Güre iskele semtinde Yakamoz restoran, en gözde mekanlar. Çarşıdan yöreye özgü şifalı otlar, ev yapımı tarhana, kekik suyu, Çamlıbel Köyü kuru inciri ve kapari alabilirsiniz. 


NEREDE KALINIR ?

Yaz aylarında pek çok alternatif bulunmakla birlikte, kışın konaklama imkanları azalıyor. Güre Saruhan Termal Hotel 120 oda ve 300 yataklı. Banyolu küvetli termal suya sahip odalarda tam pansiyon ve yarım pansiyon konaklama imkanı var. Otelde kalmayıp termal sudan günübirlik yararlanmak isteyen ailelere özel kabinler kiralanabiliyor. Tel: (266) 384 86 00

Bölgeye adını veren Sarıkız Efsanesi

Kazdağları’nın en ünlü efsanesi Sarıkız inanışı. Güre’nin üstünde yer alan Kavurmacılar Köyü’nde yaşadığına inanılan Sarıkız için her ağustosta hayır düzenleniyor. Köyde keşkek, pilav, nohut pişirilip yeniyor, şerbetler içiliyor. Terk edilmiş görünümüne rağmen Kavurmacılar, yerel mimariyi tanımak açısından doğru bir adres. Doğal özelliğini koruyan bir başka köy ise Yassıcalı, evleriyle dikkati çekiyor. 

Efsaneye göre, şimdi Güre’nin bir mahallesi olan Kavurmacılar Köyü’nde, Sarıkız adında çok güzel, iyi yürekli bir kız yaşarmış. Kendisini sevmeyenlerin iftiraları sonucu babası Sarıkız’ı 5-10 kazla birlikte Kaz (İda) Dağı’na bırakmış. Bir süre sonra kızını görmeye giden baba, kızından su istemiş ve Sarıkız dağın tepesinden elini körfeze uzatarak tasını doldurunca kızının erdiğini anlamış. Sırrı anlaşılan Sarıkız orada, buna çok üzülen babası ise Kaz (İda) Dağı’nın başka bir tepesinde ölmüş. Bundan sonra İda Dağı Kazdağı, dağın doruğu Sarıkız Tepesi, kızın babasının öldüğü yer de Baba Tepesi olarak anılmaya başlamış.